programli-ogretim-skinner

Programlı öğretim ve Skinner’in öğrenme kuramının eğitim açısından sonuçları

Skinner’in Öğrenme Kuramının Eğitim Açısından Doğurguları

Skinner’e göre eğitim, bireye ve başkalarına yararlı olabilecek davranışları oluşturur. Bu durumda öğretmen ise, yararlı davranışları meydana getiren mühendistir (Skinner 1984).

  • Skinner, etkili bir eğitimin sağlanabilmesi için öğrenme ve öğretme süreçlerinin tam

olarak anlaşılması gerektiğini vurgulamaktadır. Diğer davranışçı kuramcıların da ifade ettiği gibi öğretmeye başlamadan önce, kazandırılmak istenen hedeflerin belirlenmesi gerektiğinde ısrar etmekte, hatta hedeflerin belirlenmesinin yeterli olmadığını; bu hedeflerin davranışsal tanımlarının yapılmasını da önermektedir. Yani belirlenen hedefe ulaşan öğrenci hangi davranışları göstermeli ise, bu davranışlar açık bir şekilde tanımlanmalıdır. Örneğin, eğer öğrenciye “demokratik yaşayabilme ” özelliğini kazandırmak istiyorsak, bu özelliği kazanan öğrencilerin hangi davranışları göstermelerini bekliyoruz ; bunları, derse, üniteye başlamadan önce açık bir şekilde ifade etmemiz gerekmektedir. Eğer öğrencilerin “davranışçı öğrenme kuramlarının ortak özelliklerini” bilmesini istiyorsak, bu hedefe ulaşan öğrencilerin hangi davranışlar göstermeleri gerektiğini belirlemeliyiz. Hedeflerin davranışsal tanımlarının yapılması, öğreticiye hem nasıl öğretebilirim sorusunu etkili bir şekilde cevaplama olanağı sağlayacak, hem de dersin hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığını, bir başka deyişle, davranışların kazanılıp kazanılmadığını belirlemesini sağlayacaktır. Sonuç olarak, hedeflerin davranışsal olarak ifade edilmesi, öğretmeye ve öğrenilenleri geçerli bir şekilde ölçmeye yardım edecektir.

  • Skinner, Thorndike, Guthrie ya da Hull gibi uyarıcı – tepki bağlaşımına önem vermez.

Skinner’e göre tepki (edim) ya doğal olarak meydana gelir ya da doğal olarak meydana gelmiyorsa biçimlendirme yoluyla oluşturulabilir. Öğretmenin görevi, davranışları biçimlendirmektir. Davranışı biçimlendirmek ise hedeflerden haberdar olmayı ve hedefe ulaşmak için uygun teknikleri bilmeyi gerektirir.

  • Davranışı biçimlendirme, ayrıca pekiştirmenin temel ilkelerini pekiştirme tarifelerini ve

sonuçlarını bilmeyi gerektirmektedir. Skinner’e göre eğitim temel işlevi, davranışın oluşumunu desteklemek için pekiştirme koşullarını düzenlemektir. Bu amaçla dikkat edilecek ilkeler şöle özetlenebilir: Öncelikle, öğretmen yeni bir öğrenme durumundaki öğrenciyi anında pekiştirmelidir. Öğrencinin yaptığı tepki ve bu tepkiye yapılan pekiştirme arasında bir gecikme olmamalıdır. Yani öğrencinin doğru davranışları anında pekiştirilmelidir. İkinci olarak, öğrenmenin ilk aşamalarında yapılan her doğru tepkinin pekiştirilmesi gerekir. Öğrenme oluştuktan sonra hem daha doğru tepkilerin pekiştirilmesine hem de duruma göre diğer pekiştirme tarifelerine geçilmesine özen göstermelidir. Örneğin değişken oranlı pekiştirme tarifesi sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirme tarifesidir. Böylece davranışın sönmesi engellenebilir (Dembo,1981).

  • Skinner’e göre güdülenme Trohndike’ın ileri sürdüğü gibi sadece, öğrenciye verilen

pekiştirici uyarıcının pekiştirici olma özelliğini belirlemesi bakımından önemlidir. Ayrıca sınıf ortamında daha çok kullanıldığından, ikincil pekiştireçler çok önemlidir. Örneğin “aferin”, “teşekkür ederim, çok doğru “ gibi sözel ifadeler başarma duygusu, yıldız, puan, derece gibi pekiştireçler öğrencinin isteğini sürdüren sıklığını artıran uyarıcılardır. Skinner de Thorndike ve Hull gibi eğitimde dışsal pekiştireçlerin önemini vurgulamış, içsel pekiştirmenin etkisinin çok az olduğunu düşünmüştür.

  • Skinner, öğrenme hızında bireysel farklılıkları dikkate alan öğrenme ortamının

düzenlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Öğrencilerle ya bireysel olarak ilgilenilmeli ya da grupla öğretimde öğrencinin, bireysel hızıyla ilerlemesine olanak verecek materyaller sunulmalıdır.

  • Ayrıca Skinner, eğitimde cezadan kaçınılması gerektiğini vurgulamaktadır. Öğrencinin

uygun davranışları pekiştirilmeli, uygun olmayan davranışları ise görmezlikten gelinmelidir. Skinner’e göre, okuldaki disiplin problemleri çoğunlukla eğitimin iyi planlanmamasından kaynaklanmaktadır. Öğrencinin kendi hızı ile öğrenmesine olanak verilmemesi, öğrenilecek materyalin öğrencinin anlayabileceğinden daha büyük parçalar halinde sunulması, uygun bir şekilde pekiştirilmemesi, davranışı kontrol etmek için çok sıkı bir disiplin uygulanması gibi nedenler okulda davranış problemleri çıkarmaktadır. Bunu önlemenin en temel yolu ise öğretimin, başarıya en üst düzeye çıkarabilecek şekilde planlanmasıdır. Skinner’e göre, bu amaçla programlı öğretim kullanılmalıdır.

PROGRAMLI ÖĞRETİM

Davranışçı öğrenme ekolünün okul eğitiminde etkili olan öğretme yaklaşımlarından biri “Programlı Öğretim”(Programlanmış Öğretim) dir. (Fidan,1996, sf 49). Skinner de Thorndike gibi öğrenme kuramının eğitim sürecine uygulanması için çaba harcamıştır.

Skinner’e göre öğrenmenin etkili bir şekilde oluşabilmesi için şu koşullar yerine getirilmelidir:

a) Öğrenilecek bilgi, küçük adımlarla öğrenciye sunulmalıdır.

b) Öğrenen kişiye öğrenmelerinin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında anında bilgi (dönüt) verilmelidir.

c) Öğrencinin kendi hızıyla öğrenmesine olanak verilmelidir.

Programlanmış öğretimde öğrenilecek konu en küçük birimlerine(maddelere) ayrılır ve bunlar soru şekline getirilir ve sıralanır. Öğrenci sırasıyla her soruyu cevaplayarak ve doğru cevapları bularak öğrenmede ilerler.

Skinner, sınıftaki bu öğrenme problemlerine çözüm olarak alternatif bir öğretme tekniği olan programlı öğretimi önermiştir. Programlı öğretim materyallerini sunmak üzere kullanılan makinalara öğretme makinaları adı verilmektedir.

Programlı öğretim ilkeleri öğretim makinalarında kullanılarak yaygınlaştırılmıştır. Skinner sınıf öğretimine karşıdır. Çünkü toplu öğretimde her öğrenciye uygun uyarıcı, dönüt verilmemekte, pekiştirme yapılmamakta ve her öğrencinin doğru davranışı göstermesi sağlanamamaktadır.

Makinanın temel ögesi programdır. Programda öğrenciye öğretilecek konu, aşamalılık ilişikisi (önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri destekleyecek şekilde sıralanması) dikkate alınarak küçük birimler halinde analiz edilir. Her birimi öğrenmek için öğrencinin ne yapacağına ilişkin yönergeler verilir.

Öğrenci; her birimi tamamladıktan sonra test edilir. Öğrencinin cevapları ile doğru cevaplar karşılaştırılarak doğru cevapları pekiştirilir. Bir sonraki öğrenme birimine geçirilir. Yanlış cevaplamışsa yanlışı düzeltmesi için yeni yönergeler verilir. Bu durum, öğrenme birimi tam olarak öğrenilinceye kadar sürer.

Bu tür programlar genellikle doğrusal programlardır ve öğretme makinası dışında, programlı öğretim tekniğiyle hazırlanmış kitaplarda da uygulanabilir.

Skinner, öğretme makinalarında doğrusal programları tercih etmekle birlikte, bilgisayarların gelişimiyle dallı programlar yaygınlaşmıştır. Dallı programlarda öğrenciye öğrenmesi için birçok alternatif yönerge verilmekte öğrenci bunlardan kendisine en uygun olanını seçmektedir. ayrıca düzeltme çalışmaları için de çeşitli öneriler bulunmaktadır. Bu nedenle bilgisayar destekli öğretim orijinal öğretme makinalarını ya da bireysel çalışma kitaplarının yerini almıştır.

Skinner’e göre eğitimin amacı bilgiyi en yüksek düzeye çıkarmak olmalıdır. Bu da edimsel koşullanmayla, davranış repertuarını zenginleştirerek sağlanabilir. Öğrencinin bir şey bildiğini söyleyebilmek için, belirli davranışlarının gözlenebilmesi gerekir (Senemoğlu,1997,sf 168).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

trabzon escort film izle 2017 cs go crosshair kafa topu dns sunucusu yanıt vermiyor sex hikayeleri seks hikayeleri free porn instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi porno izle
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort