egitime-deger-thorndike

Öğretimde Bağlamcı Kuram Kullanımı ve Thorndike’ın Eğitime İlişkin Görüşleri

Öğretimde bağlamcı kuramdan yararlanmak isteyen öğretmenden, aşağıdaki işlemleri dikkate alması beklenir.

Bağlamcı öğrenme kuramının, öğrenme problemini çözmeye uygun olup olmadığına karar verilmelidir: Örneğin “bireyin öğrenme sonunda geliştireceği beceri, küçük birimler ayrılabiliyor mu?” sorusuna cevap aranmalıdır. Örneğin, belli bir konuda problem çözme becerisi, ya da bir birimlik el becerisi, alt birimlere ayrılabilir; ardışık bir sıra içinde yapısallaştırılabilir. Bir toplumu sosyal yapısını incelerken, konu değişik boyutlarıyla ele alınabilir, ama ardışık bir yapıyı gerektirmeyebilir. Bağlamcı kuram, birinci durumda gereklidir; ama ikinci durum için, önemli değildir.

Karmaşık becerilerden oluşan öğretim hedefleri tanımlanmalıdır: Öğretimin hedeflerinin tümü belirlenmelidir. Sonra hedefler, hedef davranışlar ve performans düzeyi belirlenmelidir. Hedef davranışlar gözlenebilir ve ölçülebilir olmalıdır.

Öğretime başlamadan önce, öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyinin ne olacağına karar verilmelidir:

Öğrencinin öğretime başlarken, ilk birimle ilgili öğrenmeleri başarıyla gerçekleştirebilmesi için, kazanmış olması gereken becerilerin neler olduğu belirlenmelidir. Her birimle ilgili öğrenme faaliyeti tamamlandıktan sonra, öğrencinin ikinci sıradaki öğrenme birimine geçebilmek için, birinci aşamada kazanılması gereken becerilerin, yüzde kaç oranında başarılması gerektiği kararlaştırılmalıdır. Öğrenme faaliyetine ayrılan süre ve başarının test edileceği tarihler, öğrenciye önceden duyurulmalıdır.

İşin analizi yapılmalıdır: Öğrencinin hedeflerde belirlenen becerileri kazanabilmeleri için,

a) Konu bir bütün olarak belirlenmeli,
b) Uygun ölçüde ayrıntılaşmalı,
c) Kavramlar ve bileşenler arasındaki ilişkiler açıkça gösterilmelidir her bileşen becerinin/ öğrenme faaliyetini ne zaman, ne kadar sürede ve hangi koşullar altında yapılacağı kararlaştırılmalıdır.

Öğretim etkinlik ilkesine dayandırılmalıdır: Öğretim, becerilerin kazanılmasını ve kalıcılığını üst düzeye çıkaracak biçimde düzenlenmelidir.

Thorndike’ın Eğitime İlişkin Görüşleri

Thorndike eğitimdeki uygulamaların bilimsel bir nitelik taşıması gerektiğine inanmaktadır. Öğrenme sürecine ilişkin bilgi ile öğretme uygulamaları arasında çok yakın bir ilişki olduğunu vurgulamakta; öğrenmenin doğası ne kadar iyi anlaşılabilirse, öğretme uygulamalarının da o denli geliştirilebileceğini savunmaktadır.

Thorndike gerek düz anlatım, gerekse göstererek yapma yöntemlerinin, öğrencilerin öğrenmesini sağlamada çok sınırlı etkisinin olduğunu ifade etmiş; öğretmenin söylemesi ya da göstermesi ile öğrencinin öğrenemeyeceğini vurgulamıştır.

Thorndike’a göre “iyi öğretmen nasıl olmalıdır?” sorusuna: “İyi öğretimi öncelikle “ne öğretmek istediğini bilmek ile başlar”. Eğer ne öğretmek istediğini bilmezsen, hangi materyalleri sunacağını, hangi tepkileri bekleyeceğini, hangi tepkileri ne zaman pekiştireceğini de bilemezsin. Ancak bunları yapmak göründüğü kadar kolay değildir. “eğitim hedeflerini davranışsal olarak belirlemenin önemini henüz yeni anladık” demektedir.

Thorndike’ın öğrenme kuramını eğitim açısından doğurguları ise:

Öğretimin düzenlenmesine, öğrenciye kazandırılacak hedef davranışları belirleyerek başlanmalıdır.

Bu hedef davranışları belirlerken öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyi dikkate alınmalıdır.

Öğrenme küçük birimler halinde oluştuğundan, öğrenme adım adım sağlanmalıdır.
Öğrenci, uyarıcı durumdaki dikkati çeken baskın öğelere tepkide bulunur, diğer önemsiz ayrıntıları eler. Bu durumda, öğretme-öğrenme sürecinde, hedef davranışa yöneltecek uyarıcıların dikkati çekici nitelikte olması gerekir.

Doğru tepkiler hemen pekiştirilmeli, yanlışlar tekrar edilmeden düzeltilmelidir. Bu nedenle öğrenciye geribildirim(dönüt) verebilmek için düzenli olarak sınav yapmak gerekmektedir.

Thorndike’ın sisteminde ceza yoktur. Çünkü ceza, uyarıcı ile tepki arasındaki bağı zayıflatmaz.

Öğretme-öğrenme ortamının gerçek yaşamın bir temsilcisi olmasına özen gösterilmelidir. Thorndike’ın “benzer öğeler transfer teorisi”ne göre iki durum arasındaki ortak öğeler ne kadar çok olursa, transfer o kadar yüksek olur.

Öğretme-öğrenme ortamında öğretmen değil, öğrenci etkin olmalı; yaparak yaşayarak öğrenmelidir (Tarcan, 2005, sy:9–10).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

trabzon escort film izle 2017 cs go crosshair kafa topu dns sunucusu yanıt vermiyor sex hikayeleri seks hikayeleri free porn instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi porno izle
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort