1930’dan Sonra Thorndike’in Öğrenme Kuramı

Thorndike, 1930’dan sonra tekrar ve etki kanunlarını yeniden gözden geçirmiş ve düzeltmiştir. Ayrıca 1930’dan sonra kurama yeni kavramlar eklemiştir. Bunlar etkinin yayılması, ait olma, çağrışımsal zıtlık gibi kavramlardır.

 Etkinin Yayılması

Pekiştirme, doğru davranışın tekrar edilmesini sağladığı gibi, pekiştirmenin etkisi, doğru davranışla yan yana yer alan ve pekiştirilmemiş olan yanlış davranışa da yayılmaktadır. Hatta bu davranış cezalandırılmış olsa bile, yanındaki doğru davranışa yapılan pekiştirmenin etkisiyle tekrar edilmektedir.

Etkinin yayılması ile ilgili bir deneyde deneklere rakamla 1 den 10 a kadar sözcük öğretilmiş ve daha sonra deneklere sözcükler verilmiş, numaraları sorulmuştur. Deneyi yapan kişi anında cevabın doğru ya da yanlış olduğunu söylemiştir. Buna rağmen, ikinci denemede numarası yanlış söylenen sözcükler yine yanlış, numarası doğru söylenen sözcükler ise doğru olarak tekrar edilmiştir.

Yukarıdaki deneye göre, pekiştirmenin doğru davranışın tekrar edilme olasılığını arttırdığı, ancak cezalandırılan davranışın tekrar edilme olasılığını azaltmadığı sonucu çıkmamaktadır. Bir başka sonuç da pekiştirmenin etkisinin doğru davranışın yanında yer alan diğer davranışlara da hatta cezalandırılmış davranışlara bile yayıldığıdır. Ancak, pekiştirilen davranışla diğer davranışlar arasındaki uzaklık arttıkça, pekiştirmenin bu davranışlara etkisi kalmamaktadır. Ayrıca, Thorndike, etkinin yayılmasını öğrenmenin doğrudan doğasının bir kanıtı olarak görmektedir (Senemoğlu, 2005, sy:140–141).

 Ait Olma

Ait olma ilkesi, öğrenilecek şeylerin tek tek değil organize bir şekilde sunulması gerektiğini savunur.

Thorndike, ait olma kavramını iki şekilde kullanmaktadır.

1. Uyarıcı bir durumda yer alan iki öğe birbirine ait ise, ikisi arasında çağrışım olmakta; ancak, bitişik olarak bulunan fakat birbirine ait olmayan öğeler arasında çağrışım meydana gelmemektedir. Thorndike bu ilkede, çağırışımın oluşup, öğrenmenin meydana gelebilmesi için, sadece iki öğenin birbirine bitişik olarak verilmesi yeterli değil; aynı zamanda bu iki öğenin birbirine ait olması gerektiğini belirtir.

“Zeynep öğretmendir”, “Ahmet iyi bir öğrencidir.” “Ayşe ev kadınıdır” gibi birbiriyle ilişkili olmayan cümleler arka arkaya verildiğinde çağrışım, bir cümle içindeki birbirine ait olan sözcükler arasındadır. Böyle bir durumda Zeynep’ten sonra gelen sözcük sorulduğunda büyük ölçüde “öğretmendir” cevabı alınırken; “öğretmendir” den sonra gelen sözcüğün ne olduğu sorulduğunda, doğru cevap alınamadığı gözlenmiştir. Nedeni ise, öğretmendir sözcüğü ile ondan hemen sonra gelen “Ahmet” sözcüğünün birbirine ait olmamasıdır.

2. Etkili bir öğrenme için tepkinin oluşturduğu etki organizmanın ihtiyacını karşılamalıdır. (Senemoğlu, 2005, sy:141).

 Çağrışımsal Zıtlık

Thorndike‘a göre, belirli uyarıcı-tepki bağları öğrenilir. Çağrışımsal zıtlık ilkesiyle Thorndike, Gestalt psikologlarının “organizma, belirli uyarıcı tepki bağlarını değil genel ilkeleri öğrenir” ilkesine karşı çıkmaktadır.

Örneğin, bireyler alfabedeki harfleri ileriye doğru daha kolay tekrar ederken, geriye doğru daha zor söyler. İngilizce kelime öğrenen kişi, İngilizce-Türkçe sözlüğe bakmaya alışmışsa, Türkçe-İngilizce sözlüğe bakmakta zorlanabilir. Çarpım tablosunu ileriye doğru öğrenmişse, geriye doğru sayması daha zordur. Thorndike bu örneklere dayanarak “eğer, Gestalt psikologlarının dediği gibi belirli uyarıcı-tepki bağlarının yerine genel ilkeler öğrenilseydi, o zaman bireyler her iki yönde de kolaylıkla performans gösterebileceklerdi” demektedir (Senemoğlu, 2005, sy:141–142).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

trabzon escort film izle 2017 cs go crosshair kafa topu dns sunucusu yanıt vermiyor sex hikayeleri seks hikayeleri free porn instagram takipçi hilesi
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort